Mavilacivert.Com

 


ONLAR, EFSANELER...  Muharrem GÜLERGİN...

 

ÜLKE MUHARREM GÜLERGİN’İ HATIRLAMALI ...

YENİ KUŞAKLAR BU BÜYÜK İSMİ TANIMALI... 

Türkiye bu büyük sporcunun farkında değil... peki Adana niye farkında değil... Hele hele Belediye Başkanı Aytaç Durak bu kişiye hak ettiği saygının karşılığı bir şey yapmayı hiç mi aklına getirmez...? 

Arif Keskiner’in toplu eserlerinin ikincisi “ Yine mi Çiçek”  elime geçtiğinde bir gecede okuyup bitirmiştim. Müthiş bir anektod koleksiyonu gibiydi. 

İstanbul’da kimi tanıyorsan içinde var...

Oturup birde yazı yazmıştım kitap üzerine.. Sadece Adana’nın değil Türkiye’nin (bana göre de öyle) gelmiş geçmiş en büyük sporcusu Muharrem Gülergin için de ayrıca yazacağımı söylemiştim... 

El attığı, öğrendiği her sporu altı ay içinde Türkiye’nin en iyisi olacak kadar iyi yapabilen bu büyük insanın adını yeni kuşaklar hiç bilmiyor... 

Eskilerden de hatırlayan kaç kişi çıkar, bilemiyorum... 

Ama böylede olsa onu anmak, adından sevgiyle söz etmek bir borçtur diye düşündüm.. İzin almak için de Arif’i aradım.. 

Arif dediğime bakmayın benden büyük olduğundan ağabeysiz hitap etmem kendine.. Biz böyle gördük, öyle öğrendik.. 

Arif Ağabey  “sevinirim”  dedi.. O da Torba’ya imza günü için gelmiş olacaktı.. Millet de “ne imzası bu?” diye sıfatına bakacaktı.. 

D&R da diğer kuruluşlar gibi yazları nüfusu bir milyonu aşan Bodrum’u taşradan saydığından kitap dağıtımında burayı sonraya bırakmış Arif Ağabey’e  “ İyi ki geldin..” diye bulaştıktan sonra durumu ispiyonlamam bundandır.. 

MUHARREM ABİ.. 

Kafadan giriyorum konuya.. 

Muharrem Gülergin, kitapta adı geçen sevgili gazeteci ağabeyimiz Mazlum Göknel’in anlattığı gibi erkek güzeli, Uzun boylu, yakışıklı.. Gary Cooper gibi bir adam.. 

Futbolda birinci ligde yıllarca oynayan  Adana Demirspor’un yıldızı ve kaptanı.. Yüzmede şampiyon .. 1944’te yüz metre kurbağalamada kırdığı rekor yıllarca tabelada kalıyor.. 

Sutopu milli takımının değişmez kaptanı.. Dokuz kişi milli maçta üzerine yükleniyor havuzda, batıramıyorlar..

 Futbol maçının devre arasında atletizm pistine çıkıp rekor kırıyor.. 

Voleybola heves ediyor.. En iyi.. Birkaç ay içinde milli takıma çağırılıp yıllarca oynuyor 

Ping Pongu merak ediyor.. Milli ping pongcuları sıradan geçiriyor... 

Yoldan geçerken duvarın arkasındaki tenisçileri görüp “ Nedir bu? “ diye soruyor.. Eline ilk kez raket alıyor, altı-yedi ay sonra efsane Nazmi Bari ‘den sonra Türkiye’nin en iyi tenisçisi.. 

Tramplenden havuza atlama diye bir spor var hani... Burgu neyim yapıyorlar, onda da tek isim.. 

Dünyada sporun birçok dalında onun kadar çok madalya alan bir sporcu yok..

* * * * *

 Akıbet biraz hazin... 

Yaşlılığında şeker yüzünden çekiyor.. 

Ayağının biri kesilecek, diyor doktorlar.. İkinci ayağı da kurtaramıyorlar..  O muhteşem adam iki ayağını ameliyat masasında bıraktığında yanında hizmet verdiği onca federasyondan tek kişi yok.. 

Yakın arkadaşları zaten gariban.. Kendileri hizmete muhtaç birer dede.. Nerede kaldı gayrıya hizmet ede.. 

Bir kişi sahip çıkıyor Muharrem Gülergin’e Galatasaray’ın İmparator lakaplı teknik direktörü Fatih Terim.. Tedavisi sırasında büyük Muharrem Ağabeyi .. her gün arabası ile hastaneye taşıyan o.. 

PUTO MUSTAFA.. 

Niyetim güzel bir pazar gününü hüzne boğmak değil.. Muharrem Gülergin ‘li anıların neşeli olanları çoğunlukta.. Hele bir Puto Mustafa efsanesi var ki Arif’ten de Mazlum Ağabey’den de çok dinledim.. 

Her biri ayrı vâk’â.. 

Puto Mustafa efsane adam Muharrrem Gülergin’ in dört kardeşinden biri.. Futbolcu.. Tramplenci.. Sporcu olarak o da nev-i şahsına münhasır biri.. 

Dalgın, hiçbirşeyi umursamaz, kibar ancak arkadaşlarının anlattığına göre iyi ile kötüyü ayırt edemeyecek saflıkta biri.. 

Hikayelerden birini anlatan da Arif’in arkadaşlarından eski gazeteci Cumhur.. 

Üniversitede okurken yaz tatili için Adana’ya geliyor Hemen Demirspor Lokali ‘nin yolunu tutuyor.. Tanıdık kim varsa orada çünkü.. 

Bir bakıyor ki Puto’yu lokalin yanındaki bir okaliptüs ağacına bağlamışlar.. Tamamen çıplak, bir tek altında siyah ev yapımı bir don var..

* * * * *

 
Puto’da deli kuvveti olduğundan dokuz, on kişi birleşip öyle bağlamışlar.. Ağzını yüzünü de boyadıktan sonra önüne bir sepet yumurta koyup, adamcağızın göğsüne bir yafta asmışlar.. 

Yaftada “ Her kim ki bu yazıyı okuyup Puto’ya bir yumurta atmazsa onun anası kerhaneye düşe..” yazılı.. 

Tam Adanaca bir iş.. 

Cumhur’u bir arkadaşı ile birlikte gelirken gören Puto’nun gözleri parlamış.. “Vay benim enversiteli yeğenlerim şimdi beni çözerler..” demiş.. 

Lakin üniversiteli yeğenler korkuyor..  

Çözmedikleri gibi Cumhur “Kusura bakma Mustafa Ağabey, benim anamın başına bir iş geleceğine sen bir yumurta daha ye..”  deyip yumurta lincine katılmış.. 

İNTİHAR OLAYI.. 

Puto Mustafa  futbolculuk yıllarından sonra salça işine girmiş ama ortakları ile birlikte batma noktasına gelmiş.. O sıralarda bir gözünde de arıza çıkmış iyileştiremiyor.. 

Moral yerlerde.. Almış tabancasını, bir otel odasına kapanmış.. Tabancayı kaldırdığı gibi kendi kafasına sıkmış.. 

Öldürmeyen Allah öldürmüyor işte.. 

Bir iki saat sonra kendine gelmiş.. Aynaya gidip yüzüne bakmış ki kan içinde.. Haline beter içerlemiş.. 

“Lan oğlum sen ne biçim adamsın? Kendini öldürmeyi bile beceremiyorsun..” diye söylenip yeniden dayamış tabancayı kafasına ve ikinci kere sıkmış.. 

İkinci silah sesinden sonra bulmuşlar Puto’yu odada.. Kaptıkları gibi hastaneye.. Ancak o zamanlar Adana’da tıbbi imkanlar kısıtlı .. Muharrem Gülergin müthiş nüfuzunu kullanarak THY’den Puto’yu İstanbul’a götürecek uçak temin etmeye çalışıyor.. 

Puto sedyede bekliyor.. Yarı kendinde yarı değil.. Sedye ile havaalanına götürülecekken birden son bir gayretle ağabeyi Muharrem Gülergin’in bileğine yapışıyor:

  “ Abi b.konu yiyim beni uçağa bindirme.. Ben uçaktan korkarım..” diyor.. 

Ölmek için kafasına ikikurşun sıkan kardeşe ağabeyin verdiği cevap aile içinde, yakınları arasında saklı.. 

DELLOŞ DE ATLA.. 

Futbol maçında hakem “çiftvuruş“ dediğinde “İkisini de ben atacağım..”  diyen Puto Mustafa’nın ağabeyi gibi tramplen atlayıcılığı da var... 

Adana’ya ilk yüzme havuzu yapıldığı yıl.. Beden Terbiyesi Genel Müdürü Rıza Salih Saray’da müsabakaları izlemeye gelmiş.. Rıza Bey  önemli adam.. Hem genel müdür hem de devlet.. 

Genel Müdür ile birlikte Vali’den Belediye Başkanı’na kadar tüm ekabirler orada.. 

Atlama sırası Puto Mustafa ‘ya gelmiş.. 

O zamanlar da bir adet varmış.. Kuleye çıkan sporcu atlayıştan önce seyirciye döner “ Bu atlayışı filancanın şerefine yapıyorum .. Delloooş!” der atlarmış.. Bir tür sevgi saygı gösterisi yani..

 Puto tam kuleye tırmanacak, Muharrem Ağabey  yanına gelmiş.. “Bak Puto..” demiş fısıldayarak..

 “ Bu atlayışı Beden Terbiyesi Genel Müdürü Sayın Rıza Salih Saray’ın şerefine yapıyorum diyeceksin.. Sonra da delloş de atla..”

 Anladım manasına kafa sallayan Puto kuleye tırmanmış.. Vaziyet almış .. Yaylanmış .. Bir türlü atlayamıyor.. Ekabirandan ahaliye kadar herkesin gözü üzerinde..

 Muharrem Gülergin işi anladığından kıvranmakta.. Nitekim korktuğu başına gelmiş.. Puto tramplenin üzerinden dönüp ağabeyine seslenmiş: “Abey o yanındaki adamın adını unuttum, bakan mıydı neydi o?”

 Ağabeyi “ İn ulan Allahsız aşağı..”  diye bağırmış ama ne fayda ? Çam devrilmiş bir kere üzerlerine..

 * * * * * 

Eski ilişkiler kalmadı, gözümüz eskinin güzel insanlarını da görmez oldu.. Mutlaka bir yerlerde Muharrem Gülergin gibi, Puto Mustafa gibi güzel insanlar vardır..

Ama bu ülkenin yazı bahçesinin her köşesinden bir çiçek baş vermiyor ki anlatsınlar bilelim, yazsınlar okuyalım..

  

Selahattin DUMAN

 Vatan Gazetesi / Cafe Pazar

PAZAR - 27 Temmuz 2003

Mavilacivert_LIST / Mavilacivert.Com 

Mavilacivert.Com 'un herhangi bir kurum, kuruluş,grup veya dernek ile, doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir bağlantısı ve ilişkisi yoktur. Mavilacivert.Com, Dünyanın ilk Adana Demirspor Taraftar Portalıdır.